Beklentileri kullanan yaşamsal sistemin iflah olmaz tutkunları. Toplanıyoruz!

Kullanıcı deneyimi adıyla yediğimiz tüm kafaların heyecanı henüz üzerimizdeyken değinmeden geçemeyeceğimiz, aklımızı fikirlere boğan bir dramın izleyicisiyiz. Çalışmaya odaklı toplumda, bastırılarak büyütülen fikirlerin ışığının, asosyaliteye dayanması insan için utanç verici bir çabasızlık ürünüyken, ürünün kendisine dönüşen insanı sosyalleştirmeye çalışan sistem de olayın komik yönü bizce. Belki de kafa yapıyordur bizimle? Bilemedik.

Ağrısız ve sızısız olacağız diye işsiz güçsüz mü olalım?

Hayvanlık etmek haddimiz değilken, arkasına sığınacak kadar çok günahımız varken, düşünme eylemini kullanmadan geçirdiğimiz onca yıl sonra alzheimer olma hakkımızı kendimizde saklı tutarken, yere düşen insana acımasızca gülerken; biz nasıl işsiz güçsüz olur, nasıl para kazanmaya odaklanmaz ve dijital bakiyelerimizin yeterliliğine nasıl tapmazmışız? Büyük ayıp olur. Biz bu sorumluluğu üstlenip gözümüze sokturmayız. Ama siz yine de her olana inanmayın, olan her şey olduğu gibi midir yoksa olduğundan ayrışık bir sahnenin sonradan yaratılmış tiyatral versiyonu mudur? Hep bir bilinmezlik hali değil mi?

Sizleri, üzüntü hissimizi, yalnızlık fikrimize atayıp bir şey olmamış gibi devam etmeye davet eden, “Kısa Film 97%” ile baş başa bırakıyoruz.