Kafamıza düşen kafanızın ağırlığı altında kalmış bulunmadık hiç bir zaman diyen Jamie xx, agresif insanoğlu eleştirileriyle ağzımızın tadını akıtarak izlediğimiz bir klip daha yaratmış.

Kısa film gibi aslında hayatın. Sahnelerin var ard arda geçip giden, sürekli değişen ve hep yenilenen. Görüntüler var içinde, insanlar. İnsanların rolleri ve amaçları var. Role amaca ulaşmak için girdiği bedeninde insan; “inandığına inandırıldığı” bilgilerin gerçekliğine inanarak cümleler kurar, duygular yaşar. Geçer ama gitmez fikirlerde. Sahneler yine değişir ve insan kendisiyle kaldığında yaşadığı olur yine kendi kendinde.

Günün batmayan kısmında insan sistemleşmek için var. İnkar edilemez gerçeğin bilgisini buraya altın harflerle bırakıyor değiliz tabi ki içimizde kaygı varken nasıl korkmadan ilerleyebilirdik? Soruların esaslılığını öğretti Jamie xx klip boyunca. Klipleri için bir de şöyle bir yorum var aklımızda kalan: “İnsanın özgürleştirildiği bir dünyada, küçük kitlelere daha çok bölünmesi gerekliliği tam olarak hangi ihtiyacımızdan doğar?”

Bilinmezleri bilenlere selamlarımızla. Ulaşabildiğiniz her yerdeyiz.

Konuşulmadık konu bırakmayan dayıların girdiği hissel anomalilerin toplamında bir alt dürtü yatar derler. Kendimizi ifade etmek için aslanların taktiğini kullanırmışız. Önce lokal düşünüp çevreyi tanıdıktan sonra kendimizi ortaya koyarmışız. Bu çevre bu enerjiyi taşır mı taşımaz mı? Soru bu aslında ama altında hala şort var aslanoğlunun da keyfinden önünü göremiyor. Nasıl yapsak aslanoğluna da onu hayatında bir yenilemeye ikna etsek? İnandırıldığı hayatın törpülenince yaşamaya fazlasıyla değer bulunan yeni sahneleri getireceği bilgisini aktarmanın bir süreç değil bir zaman politikası olduğunu düşünüyoruz.

Anlayışa edilen teşekkürlerimizi, sağduyularımızı kapatmak için mi kullanacaktık?

İhtiyaçlarınızdan doğan doğal alışveriş listelerinizin sonuna eklediğin en değersiz şey nedir? Eğer gün içinde hiç bir ürün tüketmezseniz sistemden çıkarılacağınızı biliyor muydunuz? Değerli bulunan tüm anlaşmaların ışığında, çabalarınızın karşılığını beklediğiniz bir gün, akşam güneşi üzerinizi kaplarken, altın ışığın yaratıcı duygusuyla yıkansak ne kadar kalırdık o günün sonrasında da daha duygusallaşmaya gidecek vaktimiz olur muydu? Söz gibi bir terazinin dengesi. O zaman dans.

Elimizde hiç renk kalmamış. Sana bi paket sabun vereyim evde dursun.

Son sözcüklerin ilk başladığı yerleri hep çok severiz. Çünkü her başlangıcın bende olmasa da sende bir etkisi olacağına inandırıldık. İnandırıldıklarımız bizi biz yaptı ve biz olan bir olunca büyümeye başladı. Biz çürüyen bir çevredeyiz çünkü bölünüyoruz. Bölünmediğimiz her seferinde anlayışsızlıkla suçlanıyoruz. Kimimiz; kimsemiz yok sanıyor ama o iş hiç de öyle olmayabilir. Sesin enerjiye, enerjinin renge dönüştüğü Dünya 10 Ekim Renk Günü kutlamaları sürecinde tanıştığımız bağlaç görevlisi bir dostumuzun tavsiyesi üzerine izlediğimiz Jamie xx‘in Gosh klibi bizce de sınıfını başarıyla geçmiş. “Herşey sonsuza dek birbirini doğurur” ne anlama gelir? Biz bunu böyle izledik.