Kısa film Bıyık, aynı tarzın yan ürünlerinden birini seçen adamın işaret parmağıyla Hitler’i göstermesi üzerine girdi gözümüze, zihnimize. Büyük buhrandan beri görmediğimiz bir eleştiriyi çocuksuluğa yüklemiş, yeni nesil aracılığıyla aktarmış gibi geldi kucağımıza. E durur muyuz? Vurduk voleyi, direkten mi dönmeli?

Kısa film izlemenin dayanılmaz hafifliğinden merhaba. Bıyık adında ilginç bir otonomik kısa filmi sizlere paylaşmak istiyoruz. Samsung reklamlarından hatırlayabileceğiniz, biraz aşırı, azcık aşıntı ve bolca sallantılı ödüllü kısa film Bıyık ile vizyonlarınızdayız.

Bizce önce filmi izleyip sonra filmin kafasını okuyun. Çünkü zaten 6-10 dakikalık kısa yapımlar izliyoruz. Ne kadar vakit ki arada giden? Hatta bizce insanlar gün içinde belirli aralıklarla kısa filmler izlemeli. Ama işte sistemin buna gelecek zamanı şimdilik burada olmayabilir. Belki değişir diyen masum insanların lütuflarına aşık olmayı bir seçim zannediyoruz.

kısa film bıyık
kısa film, bıyık

“Diğerlerine uyum sağlamak zorunda mıyım? Ben böyle olsam olmuyor mu” diyen çocuğun masumiyetine güveniyoruz.

Utanılacak şeyler yapsak ta, kibirlenip, gurursuzlaşsak ta, dahi anlamında -de ne demek bunu bile bilmesek te ne olabilir ki en üzücü bize? Bu mu sorun? Bizce olay büyük, nerdesiniz…

Amigdalan senden büyükken sen sen değilsin.

Diğerlerine benzeme içgüdüsü ile hareket eden insanın psikolojisine derin bir inme inmiş olabilir ki halini tam da anlamlandıramıyor gibiydi kısa film bizce. Beklenti ya bunlar işte. Hep istenilen, hep gelmesi gereken. Ama vazgeçişler kolay nasılsa sonunda bi’ tek hüzün var. Üzer yani hikayenin o kısmı hep insanı. Doğal gelir aslında içten içe de, bişey de kemirir hep neyimiz gerçek diye? Yaşamın çarpıtılmış koşullarında çalışan fiziksel gerçekliklerimiz nedense değersiz belki de biraz piyasa olarak varlıklarını sürdürüyor. Ama henüz hiç değil ya o daha iyi. Olmamalı da diye düşünüyoruz. Çünkü ayrımcılığın salakça olduğunun farkında olan bir gruba da hizmet ediyoruz. Neden büyüyen “her durumda”, sadece bir “fikir” olsun ki? Bizce de soru bunlar hep… Belki cevapları bir gün buraya akar. Ancak şimdilik eski yeni diye ayırmadan aktarmaya devam edelim ödüllü kısa bıyıklı film için önizlemelerimizi.

Küsüp gidersen bir gün geçip gidenlere, bizde el sallarız arkandan saygısızca ve amaçsızca.

Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmesin dersin sen ama el oğlu öyle bakmaz gözünün yaşına. Vereceksin! dedi mi? Alır gider içinden kimbilir daha neleri neleri… O yüzden izlerken kaptırmamak önemli olabilir düşüncesindeyiz, paylaşmak isteriz. Şu an yaşadığın sahne bir sonrakini çağıracak hayatına. Neyi seçmek istediğine dikkat ettin mi çocuğum? Ekmekle ye, tok tutsun diyen annelerin hatrına dönüyor daima bu dünya.

Aslında bunlar hep bir iletişim ağı propagandası. Sadece kelimeler değişiyor ve içerikler bütün dünyada aynı.

Ama zamanlar farklı. Bu yüzden bile bile izlemeye devam ediyoruz bildiğimizi sandığımızı. İllüzyonlar dünyasını gerçekten çok seviyorken neden vazgeçelim ki zaten. Deli miyiz biz? Baksana millet Matrix’e dönmek için küçücük kolonisini satıyor ki bizi de boş geçmeyip çok ilginç bir öğreti veriyor. Örneğin; sözgelimi bir arkadaşınıza borç verdiğinizde onun borçlu ve sizin de para sahibi misyonlarına olan inancınız, yaşamasını savunduğunuz ayrımı da gösteriyor bize fiziksel görüntümüz vasıtasıyla.

Nasıl olsa kimse okumuyor diye giydiren gazete çıkmış. Bizce alınır. Ama okunur mu?

Kısa film Bıyık‘tan kopmadan akışımızı ilerleterek devam ederken belirtmek istiyoruz ki; “bizden sonraki nesiller aptal olm, bakma bi bok bilmiyorlar” diye sürdürdüğümüz şu ağızda bir klişe varya onun altında çok ağır, saplantılı ve negatif enerjiler akıyor olabilir. Bir sonraki nesile nasıl bir enerji yüklediğimize dikkat etmemizde fayda olacaktır. Bu bir kölelik zinciri. Buna kapılmamanızı tavsiye ederiz. Biz de siz gibiyiz. Gerçekten. Varız.

İnandırılmışlıklar üzerine bir de şöyle bir ifade vardır. “Bakire kadınlar istiyorsunuz çünkü cinsel performansınızdaki başarısızlığın kıyaslanmasını istemiyorsunuz.” Biz bunun ardışık sayılar sıralamasında kaçta yer alacağını bilmiyoruz çünkü bu vurucu cinsel fikrin altında da bir istismar yattığını görüyoruz. Kıyaslansak ne olabilir ki diye sormaya cesaret edemediğimiz için utanıp çok uzaklara kaçıyoruz. Kim bilir kendimizi nerelerde bulacağız. Bu kadar uğraştığımıza değer mi değmez mi bilmiyoruz? Ama kısa film içinden, fikren alıntı yapmak gerekirse; Hitler bıyıklı adam olmaya çalışan çocuğun, onun peşine düşerek ne yaptığı konusunda bizce pek bir fikri yoktu.

İdare eder misiniz? Bugün işe gelmek istemiyorum deme hakkımızın olmamasını da temsil ediyor muyuz?

Hulk düşmanlığı fikren kötü çünkü yeşil dev kızarsa hemen büyür ve seni bi’ kenara kaldırıp atar. Bu sermayetif duruş bütün alternatifleri seyrimize sunuyor ki biz de görelim, büyüyerek öğrenelim diye. Sesimize enerji yüklüyor muyuz gençler?

Bıyıklı adam ardında bıraktığı çocuktan mühim bir şey de öğrenip gidiyor aslında.
Chapline ve Hitler, ne acaip bir bağları varsa 1889 yılının Nisan ayında doğmuş ve o dönemi aynışık görüntüleriyle temsil etmişlerdir. Neden aynılardı? Nasıl ayrıldılar? Bu büyük soruları kafamıza sokup gidiyor kısa film. Bizce de izleyelim.

http://kisafilmanimasyon.com