Eski ama altın değerinde ’95 yapımı Countdown kısa film dünyanın en estetik intihar sahnesini planlamış. Çok sevdik ve çok üzüldükse de izlerken zevk duyduk.

Countdown, kısa film arşivlerimizin vazgeçilmezi olmayı hak eden 4 – 8’lik bir kısa film. Tek rolü olan adamın, dünyanın en yaratıcı intihar planını tasarlayıp uygulamış olmasına büyük saygı duyduk. Küçük spoiler olsun ama tüfeğin patlaması oyuncak arabanın düşüşüne bağlıyken, sen tam da sen olmayabilirsini ifşa ede ede özetlemiş. Kibrin filizlenir de anlatamazsın kendini çünkü kibir yayarsın ya onun tercihini vermiş güçle karışık. Hoş bu bir tercih mi o bile belli değil? At çöpe gitsin kafaları kapsamış kısa film üzerinden yönetmen. Duygu verdiğin şeyin, seni senden alabileceği düşüncesiyle yüzleştirmiş bizi oyuncunun içinden. “Değişmediğini düşündüğümüz tek şeyin kendimiz olması ne düşündürücü” özetini kendi dergisinde ifade etmiş yönetmen Marcel Kyrill Gardelli kısa film için.

Anlatılacak kadar değerli bulunmuyor musun? Bir de sifonun sesini dinlemeli insan böyle zamanlarda…

İnsanı yaşadığı hayattan çekip çıkarabilecek sosyal ve rutinsel araçları pek olmayabilir her zaman ama bu onu kötü ya da iyi yapmaz ki kötüye anlam yükleyip neyi hak ettiğine karar verebilsin kendi adına. Uzun cümlesel sırların ifşa edilişlerine yönelik hiç bitmeyen, bilinmeyen absürt hikayeler bütünü diye çıkış yapar üst paragraf ama altı hâlâ âlâ daha da  ve daha da olmak üzere devamlılıkta.

Etkisiz elemanların yetkisiz inançlarında geçinip gidiyoruz. Fazlasını beklemek adil olmaz.

Kendini sıkıcı hissettiğin her sefer kafana bir tüfek dayamak zorunda değilsin.

Konular insani ve düşünsel olunca kısa film izlemenin keyfi hararetli ve hareketli oluyor. Bunu düşünen beynin kafasını duvarlara vuracak gücü kalmıyor pek ama içtenlikle de biliyor ki piç piç sırıtmalar bazen de pek işe yarayamıyor. Kendin ettin kendini buldun. Böyle olmaktan utanmayanlar için ben buyumların düşüşüne bir örnek: Countdown kısa film. İzletilir.