İçimizin içimize sığmaktan bıkıp başkalarına kayması ve kendimiz diye bildiğimizin onunla dolması üzerinden geçen on bin seneler sonra bunu tekrarlayan benliklerimizin duygu dolu fiziksel aktivasyonlarına şükürler diledik.

Ya yok artık anasının dayısı…

Kim biliri kim bilirdi ve kelimeyi kırarak cümleyi ne kadar daha saptırabilirdik? Anlamsız gelse de anlamı sonradan doğan, ışığını karanlığa kaptırmayacağını anlayan, transfer yapmayı her şeyden çok bilen ve isteyen ve istediğine karşılık her zaman alan.

İnandıklarından ötürü kafasından geçenleri paylaşmayıp onları değiştirerek anlatan. Sessiz sessiz takılırsam kimse beni görmez ve böylece diğerlerinin bana bakmasına gerek kalmaz diyen biri kendi içinde kaç parçalı hedefler yaşamıştır? Sorularımıza sorularla geçiştirmeli cevaplar verip haklı çıkmanın gücünden beslenmeye devam di’ mi? Yok yok bıraktık biz o işleri desek de bi yanımız hep haklı bi yanımızsa boncuk boncuk bokluydu.

Güneş yerindeyse her şey yolundadır. İskandinav Göçmeni Dedeler

Alnımın terinden akanı alın diye onu oraya koyduk diye düşünüyor ama bir seferinde şöyle olmuştu böyle olmuştulardan da kendimizi hayatta alıkoymuyorduk. Malum kendimizi iyi hissetmemize neden olan her şeyin bağımlısı olabiliyorduk. Sevgiden doğan tüm ilaçların bize iyi gelmesi kadar normal bir beklenti daha. Anlamsız bulduk saçma dedik ama insaniyet namına bir kere teslim olmak istemedik. Sonradan ahlaksızlığı bastı zaten bunun. Üzerinden geçen senelerin geri dönüş artıklarına bakalım ulaşabilecek misin? Yoksa yeniye yelken açıp onunla uzaklaşabilecek misin? Her nereye gidiyorsanız ve hatta gitmek isterseniz orada sağlıcakla kalın.

Gökten verilen topraktan alınan bir yağmurlar serisine denk gelince gökkuşağına bakmayı ihmal etmeyelim diyerek birincil söylemi ikincil sıfatlarınıza yüklüyoruz. Slippery Slope, The DØ’dan gelerek eski ama altın klipler serisinde kendi yüksekliğine ulaştırıyordu. Klibin bir parçasını çok sevip, hiç beğenmediğimizi düşündüğümüz bir şey bulamayınca bu dedik gider. Gitmesi lazım. Gitmezse boşluktan atlamak zorunda kalır her  şeyin olduğu bir dünyaya kapak açardık. Ama belki de mutluluk masallarda değildi mutluluk kapaklardaydı. Ahh ah.