Dünya için duyduğumuz en güzel açıklamalardan biri olan dün ve yarın arasındaki boşlukları doldurmaktayız. Bir amacımız ve bir yerimiz yok.

Zenginlik, güç, para, ateş etme, hırs, öldürme, ödüllendirilme, seks, şirayet, inayet ve hatta delâlet. Tüm bu anahtar kelimeler günümüzünde Adam ve Kadın olmanın temel mecburiyetlerini içinde barındırmakta. Birimizden birinin de çıkıp “amk böyle şey mi olur” demediği ve olduğumuz hallerin çarpık ifadelerini, dinsel anlatımlarla haklılığa kavuşturabiliyorken “başka kime ya da neye ihtiyacımız var ki” diyip işin içinden kaçıyoruz. İzlediğimiz kadarını anlatabildiğimiz bu enteresan animasyon olan Villa Antropoff, Rus yapımı ve yönetmeni Vladimirs Leščovs.

Güzel insanların güzel dünyaları olur sözünü haklı çıkaran kısa animasyon film ile bizi de etkiledi kendisi. Olayın nasıl başladığını ve nasıl ilerlediğini hatırlamıyoruz diyebileceğimiz kadar uzun bir zamanı toplamış animasyonda adeta. Bize kendisini, ne gördüğünü, nasıl gördüğünü ve neden bunları gördüğünü bir tek obje üzerinden de anlatmış. Evet finalde herşeyin bir kondomla ilgili olduğunu anlayana dek izlemeyi sürdürün.

Bunun finallere kalmakla ilgili olduğunu düşünmüyoruz çünkü bizde herkes gibi aslımıza boş boş bakıyoruz.

Yapay zekaların görme engelli insanların hizmetine sunulduğu bu zamanda en büyük sorunumuz hâlâ fakir ve zengin ayrımlarında yatıyor. Yani anlayışsızlık dersiniz anlarız ama matematiğin bize öğrettiği temel şeyin “birbirlerinden ayrı iki objenin birbirleriyle gerçekleştirdiği fonksiyon” olduğunu düşünüyoruz. Bira içtiğiniz mekandan hesap ödemeden kaçtığınızda sonuç artılarda dolaşırken 1 biraya 15 lira verdiğinizde hep eksilere koşuyoruz. Ahlaksız bulduğumuz kısmın çözümü sanırız bizde yok. Neden “Çünkü, sistem bizden daha akıllı.” Yersek? Öyleyse hesap ödemeden kaçabileceğimizin de farkındayız ve o hesabı ödemeden kalkıp gideceğiz. Hem de hiç arkamıza bakmadan. Bu bir şaka mı? Öyle şeyler yapmıyoruz.

Destekli yalanların “neler oluyor” havasını taşıyan başıboş çocuklarından mısınız?

Kafası büyüyen adamın kafasını komik bulduk ve çok sevdik. Kafası büyüyen adamın kafasını büyüten şeyin hayatlarımıza etki edeceği gerçeğiniyse pek sevemedik. Zaten biz genel olarak gerçekleri pek sevmeyiz. “Gerçeğin çarkında hadsiz, kalpsiz köpekleriz zaten biz” desek kıyamet kopabilecekken “Yaradılışın en nadide bilgi taşıyıcıları ve duygu dolu varlıklarıyız” cümlesiyle gönüllerimizde taht kurulmasına izin verebiliriz. Biz var mıyız ve istikrarlı mıyız? Bunun utanç verici olduğunu düşünmüyoruz çünkü aslında gerçeğin ne olduğunu idrak edemiyoruz. Ama bununla çok ilgili de değiliz çünkü ne görüyorsak onu elde ediyoruz. Malum ki; kafası büyüyen adamın kafasını büyüten şeyi yemeğe dökmek gibi bir bilgi var ve bu gerçek. İstediklerimiz ve alabildiklerimiz arasında yaşıyoruz fazlasında değiliz! Bu bir manifesto değil artık kimsesiz çocuklar ihbar hattı. Dikkat edelim “Onlar biziz”.