Sol baştan gelen sıralamasıyla seratonin, endorfin ve dopamin dolu kısa animasyon film “the Gift” bir çift sözü olanları görmeden edemediklerimiz köşesinde baş tacı olmaya hazırlanırken; frekansların karşılıklı titreşimlerine yükledikleri sebepsiz sancıların da aslında “bi’ hareketine kıl kaparım, orada biter” özlü deyişlerimize olan göndermesiyle kadın kadındır, anan babandır alt metnini kafamıza işliyordu.

Nefsin suyu, besin ve uyku

Opsiyonda kazanım hakkımızı mavi bir kürenin içinde saklamıştık ve yeryüzünde sandığımız çizilmiş olanların duygularına karşılıktık. Karşı karşıya da değil de içe içe ve daha içe gittiğimizi sandığımız. Sandırıldığımız ama kandırılmayı kabullenemeyenlerimizden miyiz? Diğer opsiyonların ne kadar da kötü olabileceğini düşünerek yaptığımız seçimin en iyi oluşuna hayran kalan gözlerimizden akan ve duygusuyla duygulara karşılık gelen durumlara gebe kalmış, gözlerimiz yollarda hep bi parça daha sevilesimiz var gibiydi.

Shivaz’ın legal, malbuşun sonsuz olduğunu sandığımız cennet ütopyasında geçen kısa animasyon film, çizerin psikolojisini şekillendiren olayın bizzatlara dönüşük bilgisini de üzerimize tükürmeden, kısa bi tısmık sesiyle geçiveriyordu gözlerimizin önünden. Sahneler yine aktı biz yine bekledik “acaba şimdi ne olacaktı?” söylemlerimizle. Çok mu abarttık, belki biraz da haliyle. İçimizin dışımıza çıkmasına kalan ramaktaydık ki gözümüzün kaydığı hamakta potansiyel tembelliklerimizin tadı aklımıza akmış, eğik büyük duruşlarımıza dik çizgiler katmıştık.

The Gift kısa animasyon film, izlerken “Allahım bize de ver” dedirten, sebepsiz sevginin yarısına duyulan özlemi göze getiren efsaneler sirkülasyonunda bir yapım. İzlemekle yetinmeyi biraz da izletelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.